Yeter artık! Bu filmi kaçıncı kez izliyoruz?
Bu maç Türk futbolunun yıllardır çözemedği sorunun yeni bir bölümüydü. Top bizdeydi, oyun bizdeydi, pozisyonlar bizdeydi… ama skor tabelası Avustralya’nın lehineydi.
İnsan gerçekten sinir oluyor.
Arda Güler, Çalhanoğlu, Aktürkoğlu gibi oyunculara sahibiz. Kağıt üzerinde kalite farkı ortada. Ama sahaya baktığımızda yine aynı tablo: Bol pas, bol topa sahip olma, bol umut… ve sıfır sonuç.
İlk yarıda Arda’nın kaçırdığı pozisyondan saniyeler sonra kalemizde golü gördük. Dünya Kupası seviyesinde böyle hataların bedeli ağır olur. Biz fırsatı harcadık, Avustralya değerlendirdi.
İkinci yarı boyunca yine rakip yarı sahada oynadık. Ortalar, duran toplar, uzaktan şutlar… Her şey vardı. Bir tek gol yoktu. Çünkü futbol sadece topa sahip olmak değil, doğru anda doğru işi yapabilmektir.
Avustralya bunu yaptı.
Biz ise yine duvara çarptık.
En acı olan ise Avustralya’nın bizden daha yetenekli olmaması. Daha organize, daha disiplinli ve daha gerçekçi olmaları. Onlar ne yapmak istediklerini biliyordu. Biz ise son bölgede sürekli aynı çıkmaz sokaklara girdik.
- dakikadaki Metcalfe golü aslında maçın özeti gibiydi. Adam boşluğu buldu, vurdu ve işi bitirdi. Biz ise 90 dakika boyunca „belki şimdi olur“ diye bekledik.
Bazıları bu yenilgiyi şanssızlık olarak görecek. Ben öyle düşünmüyorum. Bu bir kaza değil. Bu yıllardır tekrar eden bir alışkanlık. Çok konuşuyoruz, çok umutlanıyoruz, çok yetenek sayıyoruz ama kritik anlarda aynı eksikleri görüyoruz.
Topa sahip olmakla maç kazanılmıyor.
Dünya Kupası’nda güzel oynayana değil, gol atana puan veriliyor.
Ve maalesef dün gece sahada futbolu yöneten Türkiye’ydi ama maçı kazanan takım Avustralya oldu. İşte en can yakan gerçek de bu.
Kommentar hinterlassen